Ergenlerde kumar bağımlılığı çoğu zaman bireysel bir zayıflık ya da “dürtü kontrolü sorunu” olarak ele alınır. Oysa bu tabloyu anlamak için ergenin içinde bulunduğu sosyal bağlamı, özellikle de akran baskısını, merkeze almak gerekir. Çünkü ergenlik, bireyin ailesinden psikolojik olarak uzaklaşıp akran grubunu temel referans noktası haline getirdiği bir gelişim dönemidir. Bu dönemde alınan birçok riskli karar, “istekten” çok “ait olma ihtiyacının” bir sonucudur.
Akran baskısı, ergenin kendi istek ve sınırlarıyla uyumlu olmayan davranışlara yönelmesine neden olan açık ya da örtük sosyal zorlamaları ifade eder. Kumar davranışı söz konusu olduğunda bu baskı çoğu zaman doğrudan “hadi oyna” şeklinde ortaya çıkmaz. Daha yaygın olan, kumarın grup içinde normalleştirilmesi, hafife alınması ya da statü kazandıran bir etkinlik gibi sunulmasıdır. Ergen, bu ortamda kumara mesafeli durduğunda dışlanma, alay edilme ya da “sıkıcı” olarak etiketlenme riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Ergenlik döneminin temel psikolojik ihtiyaçlarından biri ait olma ve kabul görme ihtiyacıdır. Akran grubuna uyum sağlamak, bu dönemde bireyin benlik algısının önemli bir parçasıdır. Kumar oynayan bir grubun içinde yer alan ergen için kumara katılmak, çoğu zaman paradan ya da oyunun kendisinden bağımsız olarak, “grubun bir parçası olmanın” bedeli haline gelir. Bu noktada kumar, bir davranış olmaktan çıkar; sosyal bir giriş kartına dönüşür.
Akran baskısının etkisi, özellikle çevrim içi kumar ve bahis uygulamaları üzerinden daha da görünmez hale gelir. Ergenler, arkadaş gruplarıyla birlikte aynı uygulamaları kullanmakta, kazanımlarını ve kayıplarını mesajlaşma gruplarında paylaşmakta ve bu süreci bir tür oyun ya da rekabet alanı gibi yaşamaktadır. Bu ortamda kumar, yetişkin dünyasına ait riskli bir davranış olarak değil; arkadaşlar arasında paylaşılan, eğlenceli ve “kontrol edilebilir” bir aktivite gibi algılanır. Akran grubunun bu algıyı sürekli yeniden üretmesi, ergenin risk değerlendirme kapasitesini ciddi biçimde zayıflatır.
Akran baskısı yalnızca kumara başlama aşamasında değil, davranışın sürdürülmesinde de belirleyici bir rol oynar. Kaybeden bir ergenin oyunu bırakması, grup içinde “zayıflık” ya da “dayanıksızlık” olarak yorumlanabilir. Bu da ergeni, kayıplarını telafi etmek için daha fazla oynamaya, hatta gizli oynamaya itebilir. Böylece kumar, hem sosyal kabulü koruma aracı hem de utançtan kaçınma stratejisi haline gelir. Bu döngü, bağımlılığın sessizce derinleşmesine zemin hazırlar.
Akran baskısının güçlü olduğu gruplarda, kumarla ilgili bilişsel çarpıtmalar da hızla yayılır. “Herkes oynuyor”, “bir kereden bir şey olmaz”, “kaybedenler zaten abartıyor” gibi söylemler, grup içinde sorgulanmadan kabul edilir. Ergen, bu düşünceleri kendi iç sesi gibi benimsemeye başlar. Bu noktada bireysel farkındalık devre dışı kalır; grup normları, bireysel değerlendirmelerin önüne geçer.
Özellikle özgüveni kırılgan, sosyal onaya aşırı ihtiyaç duyan ya da dışlanma korkusu yüksek ergenler, akran baskısına karşı daha savunmasızdır. Bu ergenler için kumar, yalnızca bir oyun değil; sosyal kaygıyı yatıştıran, kabul görmeyi kolaylaştıran bir araçtır. Ancak bu kısa vadeli rahatlama, uzun vadede bağımlılık riskini ciddi biçimde artırır. Çünkü davranışın altında yatan motivasyon eğlence değil, reddedilmekten kaçınmadır.
Ergenlerde kumar bağımlılığını önleme ve müdahale süreçlerinde akran baskısını görmezden gelmek, sorunu yalnızca bireyin omuzlarına yüklemek anlamına gelir. Oysa etkili bir yaklaşım, ergenin sosyal çevresini, grup dinamiklerini ve ait olma ihtiyacını birlikte ele almayı gerektirir. Kumar davranışını “yanlış” olarak etiketlemekten ziyade, ergenin bu davranışla hangi sosyal ihtiyacını karşılamaya çalıştığını anlamak temel bir adımdır.
Sonuç olarak, ergenlerde kumar bağımlılığı çoğu zaman yalnız başına verilen bir kararın ürünü değildir. Akran baskısı, bu davranışın hem başlangıcında hem de sürdürülmesinde merkezi bir rol oynar. Kumar, ergen için parayla ilgili bir riskten çok, sosyal kabul ve aidiyetle ilgili bir bedel haline geldiğinde, bağımlılık riski belirgin biçimde artar. Bu nedenle, ergenlerde kumar bağımlılığını anlamak ve önlemek isteyen herkesin, bireyin iç dünyası kadar ait olduğu grup dünyasına da dikkatle bakması gerekir.
Uzman görüşü isteyin
Bağımlılık önleme, regülasyon uyumu veya saha projeleri hakkında bire bir danışmanlık planlayın.