Kumar Bağımlılığı Beyinde Nasıl Etki Yaratır?
Kumar bağımlılığı (Gambling Disorder – GD), DSM-5 sınıflandırmasında “Maddeyle İlişkili ve Bağımlılık Yapıcı Bozukluklar” başlığı altında yer alır. Bu sınıflandırma, kumarın yalnızca davranışsal bir sorun değil, aynı zamanda beynin ödül sistemini etkileyen nörobiyolojik bir bağımlılık biçimi olduğunu göstermektedir (American Psychiatric Association, 2013). Kumar bağımlılığı, kişinin finansal, sosyal ve mesleki yaşamını ciddi biçimde bozan, dürtüsel ve tekrarlayıcı bir davranış örüntüsü olarak tanımlanır.
Nörobiyolojik olarak kumar bağımlılığı, tıpkı madde bağımlılıkları gibi beynin ödül, motivasyon ve öğrenme sistemlerinde kalıcı değişiklikler yaratan bir süreçtir. Modern nöropsikolojiye göre, madde içermeyen bağımlılıklar da beyindeki mezolimbik dopamin sistemi üzerinde etkili olur; bu sistem, ödül beklentisi ve haz duygusunu düzenleyen temel nöral ağdır (Koob, 1992; Wise, 2004). Beynin ödül sistemi, özellikle ventral tegmental alan (VTA) ve nucleus accumbens (NAcc) bölgeleri arasındaki dopaminerjik bağlantılar üzerinden işler. Kumar sırasında “kazanma” beklentisi bu bölgelerde dopamin salınımını artırır ve davranışın tekrarlanmasını sağlayan güçlü bir “ödül sinyali” üretir (Navarrete et al., 2013).
Bu nörolojik süreç, zamanla tıpkı madde bağımlılığında olduğu gibi kalıcı nöroplastik değişikliklere neden olur. Dopaminin aşırı salınımı, beynin ödül sisteminde duyarlılık kaybına ve “ödül yoksunluğu” hissine yol açar. Kişi, artık sadece yüksek riskli ya da belirsizlik içeren durumlarda dopaminerjik uyarım yaşayabildiği için kumar davranışı giderek artar. Bu mekanizma, bağımlılık döngüsünün nörobiyolojik temelini oluşturur.
Kumar bağımlılığı aynı zamanda beynin karar verme, dürtü kontrolü ve geleceğe yönelik planlama süreçlerinde de işlev bozukluklarına yol açar. Özellikle prefrontal korteks, orbitofrontal korteks ve anterior singulat korteks gibi yürütücü işlevlerden sorumlu bölgelerde aktivasyon azalması bildirilmiştir (Kessler et al., 2008; Zeeb et al., 2013). Bu durum, bireyin gelecekteki sonuçları değerlendirme kapasitesini zayıflatır ve kısa vadeli ödüllere aşırı yönelim geliştirmesine neden olur.
Son yıllarda yapılan nöropsikofarmakolojik araştırmalar, kumar davranışının “delay discounting” (gecikmeli ödül indirgeme) ve “probability discounting” (olasılıksal ödül indirgeme) süreçleriyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir (Yates et al., 2014). Bu kavramlar, bireyin gelecekteki daha büyük bir ödül yerine, hemen alınabilecek küçük bir ödülü tercih etme eğilimini açıklar. Beynin özellikle dopaminerjik ve kolinerjik sistemlerindeki dengesizlikler, riskli davranışların ödül değerini abartırken dikkati ve karar verme süreçlerini zayıflatır (Silveira et al., 2015).
Kumar bağımlılığı, yalnızca dopamin sistemiyle sınırlı kalmayıp glutamat ve serotonin gibi diğer nörotransmitter sistemlerini de etkiler. Bu kimyasal dengesizlikler, dürtü kontrolünün bozulmasına, risk algısının değişmesine ve kumar davranışının sürdürülmesine katkı sağlar. Beyinde oluşan bu nörolojik değişimler, bireyin hem bilişsel esnekliğini hem de duygusal düzenleme kapasitesini azaltır.
Sonuç olarak, kumar bağımlılığı yalnızca bir “alışkanlık” değil, beynin ödül, dürtü kontrolü ve karar verme sistemlerini köklü biçimde değiştiren karmaşık bir nöropsikiyatrik bozukluktur. Yapılan beyin görüntüleme çalışmaları, madde bağımlılıklarında gözlenen ödül devresi bozulmalarına benzer nörobiyolojik süreçlerin kumar bağımlılığında da bulunduğunu göstermektedir (Grant et al., 2016).
Dopamin ve Ödül Sistemi
Bağımlılık davranışlarının temelinde, beynin mezolimbik dopamin sistemi yer alır. Bu sistem, ventral tegmental alan (VTA) ile nucleus accumbens (NAc) arasındaki dopaminerjik bağlantı üzerinden “ödül” ve “haz” duygularını düzenler. Kumar oynarken yaşanan “kazandım” hissi, dopamin salınımında ani bir artışa yol açar; bu da tıpkı kokain ya da nikotin gibi davranışın pekişmesine neden olur (Berridge & Robinson, 1998; Reuter et al., 2005). Bu süreç yalnızca net kazançla sınırlı değildir: “Neredeyse kazanma” (near-miss) ve “kaçırma” durumları da dopamin salınımını tetikler. Beyin bu durumları potansiyel ödül gibi kodlar ve riskli davranışın sürmesini teşvik eder. Bu nörokimyasal yanılsama, kişinin kayıplara rağmen oynamaya devam etmesinin temel mekanizmalarından biridir (Winstanley et al., 2011).
Ayrıca dopamin yalnızca alınan ödüle değil, ödül beklentisine de yanıt verir: belirsiz ödül koşullarında (ör. ruletin sonucunu bekleme), dopamin nöronlarında burst firing denen ani/yoğun deşarjlar görülür; NAc’te kısa süreli dopamin artışları yoğun haz ve beklenti duygusu üretir (Schultz et al., 1997; Melis & Pistis, 2007). Zamanla beyin bu artışa adapte olur; aynı haz için daha sık veya daha riskli oyunlara yönelim gelişir (tolerans).
Dopamin Reseptörlerinin Rolü: D2, D3 ve D4
Di Ciano ve ark. (2015), dopaminin alt tip reseptörlerinin (D2, D3, D4) kumar davranışındaki özgül etkilerini, insanlardaki Iowa Gambling Task’ın kemirgen analoğu Rat Gambling Task (rGT) ile incelemiştir:
• D2 reseptör antagonisti (L-741,626) karar verme davranışını anlamlı biçimde değiştirmemiştir.
• D3 reseptör agonisti ve antagonisti (PD128907 ve SB-277011A) kumar benzeri karar süreçlerini etkilememiştir.
• D4 reseptörleri motivasyonel süreçlerle ilişkili görünmüştür: D4 agonistleri ödül toplama hızını azaltmış, antagonistleri ise kısaltmıştır (ödüle yönelim/dürtü kontrolü üzerine etki) (Di Ciano et al., 2015).
Bu bulgular, kumarda dopaminin niceliksel (sadece “çok dopamin”) değil, niteliksel (hangi reseptör/bağlam) bir rol oynadığını; dopaminin risk değerlendirmesi, dürtüsellik ve belirsizlik altında karar vermeyi etkilediğini gösterir. Ayrıca klinik/kısmi klinik bağlamı destekleyen veriler, D2/D3 agonistlerinin (ör. pramipeksol) riskli seçimleri artırabildiğini bildirir (Pes et al., 2017).
Beyinde Karar Verme ve Risk İşleme Mekanizmaları
Kumar bağımlılığında en çok etkilenen yapı prefrontal kortekstir; özellikle ventromedial PFC (vmPFC), gelecekteki sonuçları öngörme ve dürtüsel kararları bastırma işlevleriyle kritik önemdedir (Bechara et al., 1994). Bu bölgedeki dopamin dengesinin bozulması, kısa vadeli ödüllerin uzun vadeli zararlara tercih edilmesine yol açar.Limbik yapılarda (ör. amigdala, bazal gangliyon) aşırı dopaminerjik aktivasyon duygusal tepkileri yoğunlaştırır ve “yüksek risk–yüksek ödül” tercihinin kronikleşmesine katkı sağlar.
Endokannabinoid Sistem
Melis & Pistis (2007), dopamin nöronlarının endokannabinoid sistem (özellikle 2-AG ve anandamid) ile çift yönlü etkileşim içinde olduğunu göstermiştir. Normalde endokannabinoidler dopamin salınımını geri besleme ile dengeler; ancak uzun süreli kumarda endokannabinoid düzeyleri ve CB1 reseptör duyarlılığı değişebilir. Bu dengesizlik:
• Dopamin nöronlarının aşırı uyarılmasına,
• Ödül sisteminin “doğal” tepkilerden sapmasına,
• Günlük zevk kaynaklarının (yemek, sosyal etkileşim, cinsellik) etkisizleşmesine yol açar.
Bu tablo, kişinin dopamin salınımını esas olarak kumar ile sağlayabildiği bir döngü yaratır. Endokannabinoidler aynı zamanda sinaptik plastisiteyi (LTP/LTD benzeri) etkiler; NAc ve PFC’de tekrarlayan dopamin salınımı “kumar = ödül” eşleşmesini biyolojik düzeyde öğretir; kişi zarar görse bile dürtüsel biçimde oyuna döner.
Prefrontal kortekste kronik dopamin uyarımı, glutamaterjik bağlantıları zayıflatır ve endokannabinoid aracılı sinaptik baskılanma (depolarization-induced suppression) mekanizmalarını değiştirir (Melis & Pistis, 2007). Sonuçta birey kısa vadeli hazlara aşırı yönelir, kaybetme riskini rasyonel değerlendiremez ve “Bir kez daha kazanabilirim” yanılgısına kapılır. Endokannabinoid sistemin nöroprotektif rolü aşırı uyarımda tersine dönebilir; yüksek aktivite oksidatif stres/kalsiyum dengesizliği yoluyla nöronal hasarı artırabilir (Melis & Pistis, 2007).
Navarrete ve arkadaşlarının (2013) çalışması, beyindeki CB2 kannabinoid reseptörlerinin bağımlılık davranışlarında önemli rol oynadığını ortaya koymuştur. CB2 reseptörlerinin, özellikle ventral tegmental alan (VTA) ve nucleus accumbens (NAcc) bölgelerinde nikotinik asetilkolin reseptörleri (nAChR) ile birlikte yer aldığı bulunmuştur. Bu iki sistemin etkileşimi, dopamin salınımını ve bağımlılık davranışlarını düzenler. CB2 reseptörleri baskılandığında dopamin üretimi azalmış ve bağımlılığı sürdüren “pekiştirme etkisi” zayıflamıştır. Bu bulgular, kumar bağımlılığı gibi davranışsal bağımlılıkların da madde bağımlılığıyla benzer nörobiyolojik temelleri paylaştığını göstermektedir.
CB1/CB2, nAChR ve Nikotinik Etkileşimler
Navarrete ve arkadaşlarının (2013), beyindeki CB2 reseptörlerinin nikotin bağımlılığı gibi bağımlılık davranışlarında önemli rol oynayabildiğini; VTA ve NAc’ta nikotinik asetilkolin reseptörleri (nAChR) ile birlikte bulunup ödül devresinde dopamin salınımını düzenlediğini; CB2 baskılanınca dopamin üretiminin ve “pekiştirme etkisi”nin azaldığını bildirmiştir. Bu, davranışsal bağımlılıkların benzer bir nörobiyolojik zemini paylaşabileceğine işaret eder.
Buna karşılık Gamaleddin ve arkadaşlarının (2012), kemirgen nikotin modeliyle CB2 agonisti (AM1241) ve antagonisti (AM630) uygulamalarının nikotin alma/arama davranışı üzerinde anlamlı etkisi olmadığını bulmuştur; buna karşın CB1 reseptörlerinin (örn. Rimonabant ile blokaj) madde arayışı ve NAc dopamin salınımını azalttığı daha önce gösterilmiştir (Le Foll & Goldberg, 2004; Forget et al., 2005; Tanda & Di Chiara, 1997; Cohen et al., 2002). Sonuç olarak CB2’nin rolüne dair karışık kanıtlar varken, CB1 aracılı modülasyonun bağımlılık devresinde daha tutarlı biçimde etkili olduğu görülmektedir. Kumar bağlamında da kazanma olasılığı CB1 aracılığıyla dopamin devresini uyararak davranışı pekiştirir.
Yoksunluk ve Negatif Pekiştirme Döngüsü
Kumar oynanamadığında huzursuzluk, anksiyete, motivasyon düşüklüğü gibi yoksunluk benzeri belirtiler ortaya çıkabilir. Bu, negatif pekiştirme yoluyla tekrar arayışı tetikler. Nikotin modellerinde CB2 blokajının yoksunluk belirtilerini azaltabildiği rapor edilmiştir (Navarrete et al., 2013); bu mekanizmaların kumarda da benzer çalıştığına dair olası çıkarımlar bulunmaktadır.
Diğer Nörotransmitter Sistemleri ve Nöroadaptasyon
Kumar davranışı yalnızca dopaminle açıklanamaz; serotonin, noradrenalin, glutamat ve GABA sistemleri de belirleyicidir (Pattij & Vanderschuren, 2008):
• Glutamat (NMDA): Antagonistler (MK-801, ketamin) kemirgenlerde riskli karar almayı artırır; glutamat, esneklik ve bilişsel kontrol için kritik bir öneme sahiptir. (Yates et al., 2015).
• Serotonin (5-HT): Düşük 5-HT metabolizması dürtüsellik ve kayıp sonrası risk arayışını artırabilir (Fitoussi et al., 2015).
• GABA: GABAA/GABAB reseptörlerinin geçici inhibisyonu, kemirgenlerde avantajsız seçenekleri tercih etme olasılığını yükseltir (Zeeb et al., 2015).
Sürekli dopamin uyarımı reseptör duyarlılığını azaltır (desensitizasyon); aynı hazzı elde etmek için daha fazla risk gerekir (tolerans).
Uzun süreli kumar davranışı CB1 reseptörleri ve dopamin taşıyıcılarında yapısal/işlevsel değişiklikler oluşturabilir (Le Foll & Goldberg, 2005).
Kumar Davranışında Rol Oynayan Beyin Bölgeleri
Orbitofrontal Korteks (OFC): Ödül değerlemesi ve risk analizinde kritiktir. OFC bozulması olasılık değerlendirmesinde hata ve “kaybı telafi etme” davranışını artırır (Zeeb & Winstanley, 2013).
Amigdala: Duygusal öğrenme ve kayıp korkusu ile ilişkilidir. Bazolateral amigdala (BLA) lezyonları “kayıp arayışı” eğilimini azaltabilir (Tremblay et al., 2014).
İnsular Korteks: Bedensel duyumlar ve near-miss deneyimlerinin işlenmesi ile ilişkilidir. İnsula devre dışı bırakıldığında risk alma azalır; insula “kumar hissi”nin nöral temsili olarak görülür (Ishii et al., 2012).
Prefrontal Korteks (PFC) Alt Bölgeleri (mPFC, vmPFC, prelimbik, infralimbik): Dürtü kontrolü, planlama, üst düzey denetim ile ilişkilidir. Bu ağın zayıflaması “üstten-aşağı” kontrolü bozar ve dürtüselliği artırır (Paine et al., 2013).
Striatum/NAc: Ödül beklentisinin dopaminerjik temsilleridir. D2/D3 reseptör yoğunluğu azalması riskli karar verme ve yüksek bahis hassasiyeti ile ilişkilidir (Cocker et al., 2012).
Hipokampus: Yüksek dopamin/serotonin düzeyleri keşif ve risk eğilimini artırabilir; geçmiş kazançlar yeni kararları aşırı etkileyebilir (Pittaras et al., 2016).Bu bölgeler birlikte prefrontal–subkortikal bir ağ oluşturur; kumar bağımlılığında bu ağın dengesiz çalıştığı; ödül değerlemesi ve duygusal düzenlemede yetersizlik oluşturduğu gösterilmiştir (Fitoussi et al., 2015). İnsan çalışmalarında da aşırı dopaminerjik aktivasyonun riskli davranış ve bağımlılığı pekiştirdiği bildirilmiştir (Grant et al., 2016).
Öğrenme, Koşullanma ve “Yeniden Başlama” (Relaps)
Kumarhanelerdeki ışıklar, sesler, jeton/para uyarıcıları zamanla koşullu uyaranlara dönüşür; bu uyaranlar dopamin salınımını tetikleyerek oyun isteğini artırır. Uzun ara sonrası dahi cue-induced relapse (uyarana bağlı yeniden başlama) görülebilir (Le Foll &.Goldberg, 2005).
Kumar Bağımlılığında Beyin Değişimleri
Kumar bağımlılığı ilerledikçe beynin ön singulat korteksi, prefrontal korteksi ve amigdala gibi bölgelerinde işlevsel değişiklikler gözlenir. Bu bölgeler karar verme, dürtü kontrolü ve duygusal düzenlemeden sorumludur. Özellikle prefrontal korteksteki zayıflama, bireyin uzun vadeli sonuçları değerlendirme kapasitesini azaltır (Bechara et al., 1994). Bunun sonucunda birey, kayıplarına rağmen risk almaya devam eder; bu durum “gelecekteki sonuçlara duyarsızlık” olarak tanımlanır. Madde ve kumar bağımlılığı bu özelliği ortak biçimde taşır.
Glutamat Sisteminin Rolü
Glutamat, beynin öğrenme, bellek ve ödül işleme süreçlerinde temel rol oynayan uyarıcı bir nörotransmitterdir (Riedel et al., 2003; Kalivas, 2009). Kumar bağımlılığında glutamat düzeylerindeki dengesizlik, bireyin riskli davranışlara karşı duyarlılığını artırabilir.Özellikle iyonotropik glutamat reseptörleri (iGluR) — NMDA ve AMPA alt tipleri — bu süreçte kritik öneme sahiptir.
Yates ve arkadaşlarının (2014) hayvan modelleriyle yürüttükleri deneylerde, NMDA reseptörlerinin bloke edilmesinin bireylerin ödül erteleme ve olasılık değerlendirme süreçlerini bozduğu bulunmuştur. Bu durum, kumar oynayan bireylerin neden anlık ve riskli ödülleri tercih ettiklerini açıklayan nörokimyasal bir mekanizma sunmaktadır.
Gecikmeli ve Belirsiz Ödüllere Duyarlılık
Kumar bağımlılarında sık gözlenen eğilimlerden biri, “hemen şimdi” gelen küçük bir kazancı, gelecekteki daha büyük ama gecikmeli kazançlara tercih etmektir. Bu davranış biçimi “delay discounting” olarak tanımlanır. Yates ve ark. (2014), NMDA reseptörlerini bloke eden MK-801 maddesinin bu eğilimi artırdığını, yani bireyin gelecekteki ödüllerin değerini küçümseyerek kısa vadeli ve riskli kararlar vermesine neden olduğunu göstermiştir.
Benzer biçimde, “probability discounting” süreçlerinde bireyler düşük olasılıkla kazanılabilecek büyük ödülleri tercih eder. Bu durum, kumar davranışının tipik bir özelliğidir. Çalışmalar, NMDA reseptörlerinin bu olasılık temelli karar süreçlerinde de belirleyici olduğunu göstermektedir.
NMDA ve AMPA Reseptörlerinin Farklı Etkileri
Aynı araştırmada kullanılan bir diğer NMDA antagonisti olan ketamin, ödülün miktarına duyarlılığı azaltmıştır; bu bulgu, kumar oynayan bireylerin bazen ödülün gerçek değerini doğru değerlendiremeyip risk algılarını yitirdiklerini açıklayabilir. Buna karşılık AMPA reseptörlerini bloke eden CNQX maddesi anlamlı bir etki göstermemiştir. Bu da, kumarla ilişkili dürtüsel karar verme süreçlerinde özellikle NMDA reseptörlerinin belirleyici rol oynadığını ortaya koymaktadır (Yates et al., 2014).
Yoksunluk ve Geri Dönüş Döngüsü
Kumar oynayamadığında birey huzursuzluk, anksiyete ve motivasyon düşüklüğü yaşar. Bu durum, nikotin yoksunluğunda görülen fizyolojik belirtilere benzer şekilde “negatif pekiştirme” sürecine neden olur. Navarrete ve arkadaşlarının(2013), CB2 reseptörlerinin bloke edilmesinin nikotin yoksunluk belirtilerini azalttığını göstermiştir. Aynı sistem, kumar bağımlılığında da benzer biçimde çalışır; ödül beklentisi azaldığında beyin dopamin eksikliğine tepki vererek tekrar arayışa girer.
Nörokimyasal Dengesizlik ve Bilişsel Sonuçlar
NMDA reseptörlerindeki bozulma, prefrontal korteks (karar verme merkezi) ile striatum (ödül motivasyonu merkezi) arasındaki iletişimi zayıflatır. Bu da bireyin geleceği planlama, sonuçları öngörme ve riskleri değerlendirme yetilerini bozar. Sonuç olarak kişi kısa vadeli doyum sağlayan riskli davranışlara yönelir ve bu davranış pekişerek bağımlılık döngüsünü güçlendirir. Kumar bağımlılığı, yalnızca davranışsal bir alışkanlık değil; dopaminerjik ve endokannabinoid sistemler başta olmak üzere çoklu nörotransmitter ağlarında işlevsel yeniden yapılanma ile karakterize nöropsikiyatrik bir bozukluktur. D2, D3 ve D4 reseptörleri arasındaki denge, risk alma, dürtü kontrolü ve ödül beklentisini şekillendirir. Dolayısıyla kumar bağımlılığı, yalnızca “irade zayıflığı” olarak değerlendirilemez; beynin öğrenme ve ödül sistemlerinde meydana gelen biyokimyasal dengesizliklerin sonucudur.
Kaynakça
American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). American Psychiatric Publishing. Baik, J. H., Picetti, R., Saiardi, A., Thiriet, G., Dierich, A., Depaulis, A., & Borrelli, E. (1995). Parkinsonian-like locomotor impairment in mice lacking dopamine D2 receptors. Nature, 377(6548), 424–428. https://doi.org/10.1038/377424a0
Bechara, A., Damasio, A. R., Damasio, H., & Anderson, S. W. (1994). Insensitivity to future consequences following damage to human prefrontal cortex. Cognition, 50(1–3), 7–15. https://doi.org/10.1016/0010-0277(94)90018-3
Berridge, K. C., & Robinson, T. E. (1998). What is the role of dopamine in reward: Hedonic impact, reward learning, or incentive salience? Brain Research Reviews, 28(3), 309–369. https://doi.org/10.1016/S0165-0173(98)00019-8Cocker, P. J., Le Foll, B., Rogers, R. D., & Winstanley, C. A. (2013). A selective role for dopamine D4 receptors in modulating reward expectancy in a rodent slot machine task. Biological Psychiatry, 75(9), 734–741. https://doi.org/10.1016/j.biopsych.2013.09.007
Di Chiara, G. (1999). Drug addiction as dopamine-dependent associative learning disorder. European Journal of Pharmacology, 375(1–3), 13–30. https://doi.org/10.1016/S0014-2999(99)00372-6
Di Ciano, P., Pushparaj, A., Kim, A., Hatch, J., Masood, T., Ramzi, A., Khaled, M. A. T. M., Boileau, I., Winstanley, C. A., & Le Foll, B. (2015). The impact of selective dopamine D2, D3 and D4 ligands on the rat gambling task. PLOS ONE, 10(9), e0136267. https://doi.org/ 10.1371/journal.pone.0136267
Gueye, A. B., Trigo, J. M., Vemuri, K. V., Makriyannis, A., & Le Foll, B. (2016). Effects of various cannabinoid ligands on choice behaviour in a rat model of gambling. Behavioural Pharmacology, 27(3), 258–269. https://doi.org/10.1097/FBP.0000000000000222
Kalivas, P. W. (2009). The glutamate homeostasis hypothesis of addiction. Nature Reviews Neuroscience, 10(8), 561–572. https:// doi.org/10.1038/nrn2515
Kessler, R. C., et al. (2008). DSM-IV pathological gambling in the National Comorbidity Survey Replication. Psychological Medicine, 38(9), 1351–1360. https://doi.org/10.1017/S0033291708002900
Linnet, J., Møller, A., Peterson, E., Gjedde, A., & Doudet, D. (2011). Inverse association between dopaminergic neurotransmission and Iowa Gambling Task performance in pathological gamblers and healthy controls. Scandinavian Journal of Psychology, 52(1), 28–34.
https://doi.org/10.1111/j.1467-9450.2010.00835.x
Melis, M., & Pistis, M. (2007). Endocannabinoid signaling in midbrain dopamine neurons: More than physiology? Current Neuropharmacology, 5(4), 268–277. https://doi.org/10.2174/157015907782793603
Navarrete, F., Rodríguez-Arias, M., Martín-García, E., Navarro, D., García-Gutiérrez, M. S., Aguilar, M. A., … & Manzanares, J. (2013). Role of CB2 cannabinoid receptors in the rewarding, reinforcing, and physical effects of nicotine. Neuropsychopharmacology, 38(13), 2515–2524. https://doi.org/10.1038/npp.2013.157
Paine, T. A., Asinof, S. K., Diehl, G. W., Frackman, A., & Leffler, J. (2013). Medial prefrontal cortex lesions impair decision-making on a rodent gambling task: Reversal by D1 receptor antagonist administration. Behavioural Brain Research, 243, 247–254. https://doi.org/ 10.1016/j.bbr.2013.01.034
Petry, N. M. (2001). Pathological gamblers, with and without substance use disorders, discount delayed rewards at high rates. Journal of Abnormal Psychology, 110(3), 482–487. https://doi.org/10.1037/0021-843X.110.3.482
Reuter, J., Raedler, T., Rose, M., Hand, I., Gläscher, J., & Büchel, C. (2005). Pathological gambling is linked to reduced activation of the mesolimbic reward system. Nature Neuroscience, 8(2), 147–148. https://doi.org/10.1038/nn1378
Schultz, W., Dayan, P., & Montague, P. R. (1997). A neural substrate of prediction and reward. Science, 275(5306), 1593–1599. https:// doi.org/10.1126/science.275.5306.1593
Seedat, S., Kesler, S., Niehaus, D. J., & Stein, D. J. (2000). Pathological gambling behaviour: Emergence secondary to treatment of Parkinson’s disease with dopaminergic agents. Depression and Anxiety, 11(4), 185–186. https://doi.org/10.1002/1520-6394(2000)11:4<185::AID-DA4>3.0.CO;2-Y
Winstanley, C. A., Cocker, P. J., & Rogers, R. D. (2011). Dopamine modulates reward expectancy during performance of a slot machine task in rats: Evidence for a ‘near-miss’ effect. Neuropsychopharmacology, 36(5), 913–925. https://doi.org/10.1038/npp.2010.230
Yates, J. R., Batten, S. R., Bardo, M. T., & Beckmann, J. S. (2014). Role of ionotropic glutamate receptors in delay and probability discounting in the rat. Psychopharmacology, 231(6), 1111–1122. https://doi.org/10.1007/s00213-013-3307-5
Zeeb, F. D., Robbins, T. W., & Winstanley, C. A. (2009). Serotonergic and dopaminergic modulation of gambling behavior as assessenusing a novel rat gambling task. Neuropsychopharmacology, 34(10), 2329–2343. https://doi.org/10.1038/npp.2009.62
Zeeb, F. D., Wong, A. C., & Winstanley, C. A. (2013). Differential effects of environmental enrichment, social-housing, and isolationrearing on a rat gambling task. Psychopharmacology, 225(3), 381–395. https://doi.org/10.1007/s00213-012-2826-7
Zeeb, F. D., & Winstanley, C. A. (2013). Functional disconnection of the orbitofrontal cortex and basolateral amygdala impairs decisionmaking in a rat gambling task. Journal of Neuroscience, 33(15), 6434–6443. https://doi.org/10.1523/JNEUROSCI.3971-12.2013
Zack, M., & Poulos, C. X. (2007). A D2 antagonist enhances the rewarding and priming effects of a gambling episode in pathological gamblers. Neuropsychopharmacology, 32(8), 1678–1686. https://doi.org/10.1038/sj.npp.1301285
Unutmayın: Kumar yalnızca bir oyun değildir — beynin ödül sistemini ele geçiren güçlü bir yanılsamadır.
Fakat doğru tedaviyle, bu döngü kırılabilir ve beyin yeniden özgürlüğü hatırlayabilir.
Uzman görüşü isteyin
Bağımlılık önleme, regülasyon uyumu veya saha projeleri hakkında bire bir danışmanlık planlayın.